anneye anlatır gibi
Kasım 5th, 2009sonra telefon çaldı.
-yukarıdaki emlakçıya iki iskender
dedi. hiçbir şey anlamadım. sordum:
-efendim?
-yukarıdaki emlakçıya diyorum, iki iskender
-nereyi aradınız?
-pınarbaşı kebapçı değil mi?
-yanlış aradınız. tekrar deneyin. yalnız bu kez iki tane de fotoğrafçıya göndermelerini söyleyin. lütfen.
diyip hemen kapattım. saatime baktım: onikionüç. bu detayı sevdim.
tahminen yarım saat kadar sonra iki iskender gelmezse kalkıp yukarıdaki emlakçıya gitmeyi planladım.
*
anne nedir sorusuna cevaplar aradım. sonra buldum.
anne, internetle irtibatı yok denecek kıvamdaki birisi olarak, öğrenme sürecindeki her lafı ile bizi güldüren ama olası tripleri yüzünden bu tepkimizi rahatça ifade etmemizin önünü tıkayan bir varlıktır.
dedim ve anılarım canlandı.
anne: bu internet niye açılmıyor?
yavru: çünkü o geri dönüşüm kutusu anneee
anne: aa! yanlış tıklamışım. elim kaymış.
yavru: ahahaha
anne: valla bak. deminden beri şu e harfine tıklıyordum.
yavru: hıhı ahahha
anne:gülmee!!
yavru: taam taam. gel ben sana açayım interneti temiz temiz
anne: istemiyorum!
yavru: ya tamam kızma
anne: seni ben okuttum!!
ve neticesinde üç gün küslük…
gerçi annem yine iyi durumda. benim, “meseneni versene” diyen tanıdıklarım var. valla.
*
daha sonra insanlığa inancıma bir balta daha indirecek olan o şahane repliği duydum.
inanır mısınız, dünya üzerinde hala, “birgün oturup başıma gelenleri yazıcam” diyen insanlar var. ben gördüm. valla.
e valla dedim. artık inanırsınız.
Geçmişte bugün...
- şimdi sinemalarda - 2007









Kasım 6th, 2009 at 23:49
geldi mi fotoğrafçıya iki iskender:) gelseydi emlakçı-1 başına gelenleri yazma vaadinde olan insan -1 olurdu ve insanlık kazanır,baltaya da luzum kalmazdı:p
Kasım 7th, 2009 at 00:55
babam dürüm alınca ben unuttum emlakçıyı :)