tekrardan
Kasım 4th, 2009dün akşam kursta ‘uygunsuz ve saygısız araç kullanımı’nı anlatırken, ‘bir el telefonda bir el direksiyonda trafikte seyir etmek saygısızca ve tehlikeli bir davranıştır’ diyen kurs hocasını bugün aynı davranışı işlerken gördüm.
‘kuralları bilin de…’ diyişini hatırladım.
sebepli sebepsiz kızgınlıklar içersindeyim. gerekirse saygısız bile olabilirim sanki.
*
bence yüce rabbim bize kızmaz.
sen konusunda emin değilim aslında.
çünkü ben bir başkası hakkında bu tarz hüküm verebilecek yetkinlikte değilim.
bu yüzden bunu yüce rabbim bilir.
hem onun daha reel argümanları vardır.
sonuçta o allah.
(imana giden patikalar)
*
burger king bize ne demek istiyor? şunu mu:
‘en aptalınız bile anladı ne süper olduğumuzu’ ??!!
hoş,
seda sayan var diye pepsiden soğumadığım gibi,
bu acaip kızlar var diye de burger kingden soğumam.
ikisi ile de işim olmaz nitekim.
aa! bunlar birbirleri ile ortak iş yapıyorlardı değil mi?
acaba bu ortak karar verdikleri bir açılım olabilir mi?
sarışın açılımı??
*
yaşının benden küçük olduğunu tahmin ettiğim o kız üç tane erkek çocuğa sahipti.
sahipti yanlış bir terim oldu aslında zira daha çok çocuklar annelerini esip almış gibi görünüyordu.
saolsun çocuklardan en küçüğü sussun diye eline tutuşturulan lolipopu çantama, koluma ve kitabıma sürerek beni sabır eşiğine getirtti.
aklıma kabus gibi geçen anaokulu projem geldi.
yaşadığım için pişman olduğum günlerin rakkamsal karşılığı pek sevimsiz.
*
hükümetimiz dumansız hava sahası ile biçok arkadaşımı kızdırsa da bence güzel bir iş başardı.
bunu gözlerimle görmesem asla yazmazdım.
çünkü mü neden?
şundan, ikindi tasını tarağını toplarken geçtiğim sokaktaki çay evinde bir amcam bağlama çalıyor,
etrafına toplanan diğer amcalarım da, bacak bacak üstüne atmış vaziyette artık hangi ayakları havada ise onunla türküye tempo tutuyorlardı.
çok hoş bir andı. bunu kaçıramazdım hemen gülümsedim.
sonra mehterhaneye indim. tekrar gülümsedim. ama bunun konumuz ile ilgisi yok.
daha sonra pırıl pırıl bir kahve daha gördüm. dumansızdı ve hiç de boş değildi.
bu ikisi arasında ise müzisyenler kahvesinde oturdum.
biz kahve içerken birisi arasa da ‘napiyim ya, işte kavede oturuyorum’ diyeyim istedim ama kimse aramadı.
he! bi ara babam aradı, evet. ama ona demedim. eheh.
Geçmişte bugün...
- iyi bir fotoğraf omzun üstünden meleği göstermelidir* - 2008
- trt - 2008
- harmoniyi görünce sağda - 2007









Kasım 5th, 2009 at 20:43
“sebepli sebepsiz kızgınlıklar içersindeyim. gerekirse saygısız bile olabilirim sanki.”
ben de o haller içine sık giriyorum bu ara. bir asabiyet hali zuhur ediyor ki herkese her şeye kusur buluyorum. Her şey gözüme batıyor.
müzisyenler kahvesinde fotoğrafçılar da oturabiliyor mu? ya da müzisyenlik yönünü niye daha önce aşikar etmedin de böyle satır aralarına sakladın? :)
Kasım 5th, 2009 at 22:43
çok güzel çene çalıyorum. bildiğin gibi değil :)
Kasım 6th, 2009 at 23:44
yazdıklarından çizdiğin profil,düzeltiyorum okuduklarımdan çizdiğim profil demem daha doğru olacak:) işte o profil dışında bişey burger king ve pepsiden soğumayan hepatit ze.içinde olmak zorunda mıyım,profili sen çizdin bana mı sordun çizerken sana ne kardeşim diyebilirsin, dedin saydım:)blog okuyucusuyum diye şahsına dair eleştiri yapma yetkisine sahip değilim elbet bu da zaten öyle bişey değil,hani bi aa öyle miymiş dedim,buraya yazdım ve geçtim:)
Kasım 7th, 2009 at 01:03
biraz karışık mı olmuş ne? tam olarak beni nasıl sandığını yahut da nasıl olmamın seni şaşırttığını söylesen ben de şeyyapsam :)
Kasım 7th, 2009 at 21:23
bu dumansız hava sahası meselesi bizi ailecek mağdur etti. çünkü mü neden?
bizim yan binanın alt katı 6 ay kadar önce çaayane oldu. sonrasındaysa sigara içmek için kapıya çıkan onlarca (evet onlarca) kişinin o dumanları, baca vazifesini gören girişten evimize doğru püfür püfür esmeye başladı.
sigara içilmeyen evde ailecek pasif tiryaki olma tehlikesi içersindeyiz.
birkaç kez şikayet ettik, karşı kaldırımda içmeye başladılar. sonra sil baştan.
bu yazıya şöyle bi tag eklemek istiyorum:
sağ gözü seyirirken gülmek