o kadar akıllanıyordum ki ölünce noluyordum Mr.Corleone?
Temmuz 27th, 2010bir daha filmlerde gördüğüm deli gibi aşık oğlanlara acımayacak, kıza hitaben ‘yazık şu çocuğa bee, sevabına seviversen he?’ demeyeceğim. bir kez daha anladım ki işin aslı öyle değil.
Geçmişte bugün...
- astomkonteaa - 2008
- giderek üzdün bizi zaman - 2008









Temmuz 27th, 2010 at 16:24
yine dersin. ben diyorum, oradan biliyorum.
Temmuz 27th, 2010 at 16:26
kesin.
Temmuz 29th, 2010 at 11:54
isabetli bir karar. tutarlı olmanız açısından. hadi meselenin aynı anda hem oyuncu hem seyirci olmayı gerektiren fiziki boyutunu ayna kullanmak suretiyle aştınız diyelim, ötesini nasıl yapacaksınız? zira tutarsızlık tam da bu noktada başlar. bunu kendinize bile açıklayamadığınız noktada. hem oyuncu hem seyirci, hem eleştirmen hem eleştirilen. bunu açıklayamazsınız değil mi? bu meselenin bir yönü elbette… diğer yönü ise ‘deli gibi aşık oğlanlar’a acımanın anlamsızlığı. ‘deli gibi’lik tarifi imkansız acılar çektirse de, çaresizlikten olsa gerek, bu oğlanlar tanımlaması zor bir eşiği aşmak suretiyle dünya hayatının geçiciliği ve ölümden sonraki hayatın çekiciliğine olan imanlarını tazelerler ve can çekişerek ruhunu teslim etmiş bir mevtanın dinginliğine ulaşırlar. olan şudur aslında, delilik kendini kalbin duvarlarına vura vura helak eder, lakin dışarıya çıkamayacağını anlayınca çaresizlik içinde kalbin bir köşesinde büzülür kalır. bir süre sonra kalp ile bütünleşir, kimsenin dikkatini çekmeyen bir lekeye dönüşür. delilik bizzat deli gibi aşık oğlanın kalbi tarafından ehlileştirilmiştir. bu arada kimse kalbin de dönüşüp değiştiğinin farkında değildir tabi. deli gibi aşık oğlanlar bu lekeli kalpleri ömürlerinin sonuna dek garip bir haz duyarak taşırlar, olur a belki bir ümit ışığı doğar, belki beni sever diye… bu aşamalar filmlerde gösterilemediği için deli gibi aşık oğlanlar ile deli gibi aşık olmayan, hatta aşık olmayan kızların yer aldığı filmleri izleyen kızlar bu tip oğlanlara anlamsız bir şekilde acırlar. kendileriyle çelişme pahasına acırlar. ben burada bu aşamaları ifşa ettiğime göre artık bütün kızlar bu tip oğlanlara acımaktan vazgeçebilirler. ki siz zaten bunu yaptınız. hangi saiklerle bu karara vardığınız meçhul, ancak çok isabetli bir karar verdiğinizi kimse inkar edemez, tebrikler. çünkü, evet işin aslı öyle değildir, böyledir… ha az kaldı unutuyordum, bunun yanı sıra deli gibi aşık oğlanlar deli gibi aşklarının her şeyin üstesinden gelebileceğine, deli gibi aşık olmayan, hatta aşık olmayan kızların deli gibi olmasa bile normal seviyede bir sevgi ile mukabele etmelerini sağlayabileceğine dair batıl bir inanç taşırlar ki işte bu bile deli gibi aşık oğlanlara acımamak için yeterli bir sebeptir aslında. çünkü bu başlı başına bir aptallıktır ve aptallara acımamalıyız… hem ‘sevabına seviver’ olur muymuş canım? pardon ama hayır kurumu mu işletiyoruz burada? ilahi siz, çok yaşayın e mi…
(metinde yer alan tutarsızlıkların ve anlam boşluklarının bir delilik anının eseri olmaları kuvvetle muhtemeldir. acımayın)
Temmuz 30th, 2010 at 22:01
im gonna make you an offer you cant refuse.