Aralık 30th, 2008
sevgili günlük,
bugün aylardan aralık,yeni de bir yıla girecekmişiz.
bugün ilk defa el yazısı ile 2009 yazdım. garip…
düşündüm,
uzun süre düşündüm…
bana sevimli gelen bir şey bulamadım.
sence neden herkes yalan söylüyordur?
galiba üzgünüz; yüzümüz asık | 2 yorum »
Aralık 30th, 2008

bugün öğlen şık bir paket geldi. max factor yeni ürününü piyasaya sürerken kadın blogculardan yorum almak için göndermiş.
yılbaşına denk geldiği için o konseptte hazırlanmış ışıltılı şeylerin arasında bir rimel olduğunu farkettim.
peki neden buraya yazıyorum? çünkü dedim ya yorumumu bloga yazmamı istiyorlar. hemen bir gece davetine gidip bunu denemeliyim :)
dahası paketten 5 tane hediye çeki çıktı. varsa böyle ömrünün bir kısmını kozmetikçilerde geçiren hatun kişiler, onlara yollayabilirim. bu da okuyucularıma hizmetim olsun diyip değme blogculara taş çıkartayım. neyim eksik!
ayşe arman olmaktan sana sığınırım allah'ım, kamuoyuna mâl olası olaylar | 6 yorum »
Aralık 29th, 2008
yalan olmasın
yol var; durur
yağmur var; akar
zafer var, muzaffer var
ki hep erkek tarafı
söyledim, yalan oldu
sustum, gönlüm mutmain
işte bu kalan,
kısa gün hasılatı
yalan olmasın
ki unuttum
ben seni kaç kez sevdim
bak! yine
efendime yalanlar söyledim
buraya çöp dökmeyin kalbinizi kırarım, nefî bana kızmasın | 2 yorum »
Aralık 27th, 2008
alt komşumuzun en favori şarkısı ‘yaaaağğğ oğuuuuuuzz!!’ olsa gerek.
bu sıralar sık sık benden bunu dinlemek zorunda kaldığı için…
en sevdiğim tatlı da mercimek.
bu yüzden acılı dürümün üstüne elmalı kek yemekte bir sakınca göremiyorum.
birkaç gündür sürdürdüğüm yeme içme mevzularına uzak kalma olayına bir son verdim.
ve artık her an açım.
bi de telefonumun ‘lütfen kimse aramasın’ modunu da aktif hale getirdim.
oh mis.
ayşe arman olmaktan sana sığınırım allah'ım, bunların hepsini ben içtim midemi yıkayın | 4 yorum »
Aralık 24th, 2008
bütün akşam bir tayvanlı olan çeçil ile sohbet ettim.
yolda bi koreliye rastladım.
otobüste iki tane japon vardı.
neler oluyordu?
ben artık bunların hepsini göz şekillerine bakarak ayırt edebiliyorum.
hangisi japon, hangisi çinli, hangisi koreli filan…
hoş bu cüretkâr açıklamama çeçil çok güldü ama olsun.
bozulmadım.
ayşe arman olmaktan sana sığınırım allah'ım | 18 yorum »
Aralık 22nd, 2008
üçyüzün onbeşiyim, kimse bilmiyor
üstelik
buranın yabancısıyım
söylemişimdir
ha! bir de
yerimi beğenmeyip, öbür
yere vuran
işte o benim sevdiceğimdir.
bir ona müptelayım, kimse bilmiyor
üstelik
rengim bağ bozumu
söylemişimdir
ha! bir de
Leyla diye inleyip, Kays’a
söven
bana düşer, budur takdir.
nefî bana kızmasın | yorum yok »
Aralık 19th, 2008
öyle büssürü saat geçmiş ki
akşam olmuş ne biçim
yine aynı yerdeyim metin,
bu ev, bu kanepe, bu
kafam kolçağa emanet
gerisin geri günü sorgulamalarım
ve bugünden arta kalan
çay kaşığı tıkırtılarını
yudumlamalarım
çay kaşığı tıkırtıları
ne hoş
halet-i ruhiye saptamaları | 1 yorum »
Aralık 19th, 2008
saat artık evin kokusunu burnuma getirmeye başladığı anda kalktım ve eve yürümeye başladım.
yokuşu sızlandım ama indim. bunları yazmayı hiç istemedim.
bu bir tahammül sınırı mıydı acaba?
gözümün gördüğü fokurdayarak kabarıyordu.
oysa öfkeli değildim.
böyle sade bir hüzün…
hiçbir şey daha fazlasını yaşatamaz, hiçbir vaka beni sarsamaz…
yani şimdi, en sevdiğim adam gelse, canımı yaksa, eyvallah dermişim gibi geliyor.
şakaydı şaka…
en sevdiğim adam gelmesin, canım yanar.
buna bir dua diyebiliriz allaaam. okuyanlar da amin desin.
ayşe arman olmaktan sana sığınırım allah'ım | 2 yorum »
Aralık 18th, 2008
az kalsın,
birine hayran olup uykularımın kaçması özelliğimi yitiriyordum.
az kalmıştı ama neyse ki sen diye bir şey vardı.
bugün buna öyle seviniyorum ki yarına bir şey kalmaz diye endişelenmemek mümkün değil..
biri çıkıp dese ki, ‘bunlar zaman üstü kavramlardır cicim. bugündür, yarındır, sen göremezsin rüyalarındadır filan’
bu birini en iyi arkadaşım yaparım yeminlen.
ama hepimiz biliyoruz ki mevzu bu değil.
bi ben varım, bir de beni gösteren ekranın sağ üst köşesinde pil bitiyor uyarısı.. olsun be ne güzelim.
o ekranlar kafamızın içini gösterseler eğer şöyle düzeltemem gerekir: olsun be ne güzeliz.
aklın nerde zü?, buraya çöp dökmeyin kalbinizi kırarım | 2 yorum »
Aralık 15th, 2008
bikaç gün evvel olsa çocuklar hakkında ne düşündüğümü sorsalar,
çocuklaaaar der durur, büyük konuşmamak ve çocuklarını sevdiğim insanları küstürmemek için, ‘onları seviyorum ama…’ der gülerdim.
ama bu akşam yaşadığım şu olay:
dilenci:bi ekmek parası ver ablaaağ
züleyha: (vınnn)
arkamda annesinin elini tutan minik çocuk: anne para versene yaa yazık, günaaah
öhöm şu olay, beni gerçekten çok duygulandırdı.
niye?
ne bileyim. gülmedim mi? güldüm tabi biraz ama sonra birden bire peydah olan bir merhamet hissi,
bir ee efendime söyleyeyim, önü alınamaz şefkat sarmalaması derken, gözlerim bile doldu.
minicik gözleri mi görmüş dilenciyi?
minnacık yüreği mi acımış?
duygulanmış mı yaşına bakmadan?
galba ayarı bozuyorum.
kadın olmak çok süprüzlü bir şey diyip noktalayayım da uzamasın.
ayşe arman olmaktan sana sığınırım allah'ım | 5 yorum »