Ağustos 31st, 2008
söylediklerine tempo tutuyordum ayağımla: ra ta tatatam…
kıskanç bu kuşlar. vallahi kıskançlar… neydi o kanat çırpışlar: ra ta tatatam…
konuş lütfen, seni dinliyorum ben: ra ta tatatam…
bi komşumuz vardı eskiden, keyif alırdı çay kaşığını fincana vurmaktan: ra ta tatatam…
alınma, benim de öyle, bazı huylarım eskiden kalma: ra ta tatatam…
garson beni görmüyor, çünkü çok meşgulüm: ra ta tatatam…
söyler misin, dilime dolanan şu şarkıyı çalsın: ra ta tatatam…
şakaydı hepsi, unutalım: ra ta tatatatatamamyeter, kıskanıyorum…
aklın nerde zü? | 4 yorum »
Ağustos 26th, 2008
telefon çalınca, püfür püfür rüzgarı ve elimdeki kitabı bir kenara koyup cevap verdim.
hali hazırdaki öfkemi harlayan bir konuşmadan sonra, kenara koyduğum kitabı elime alıp kaldığım yerden devam etmek istediysem de onu, ‘gün yüzü görmek’ özlemine arabesk yaklaşımlar altında incelenebilecek bir hareketle arkaya doğru savurdum.
cana tak etmesi her ne idiyse o bende vuku bulmuştu.
sonrasında kitabın çıkardığı sesten anladım ki, yatağımın arkasına düşmüştü.
işte tam o anda acı ile yerimden sıçrayıp, canı dişe takmak ne idiyse onu yaptım ve yatağı yerinden oynattım.
ne bu kadar güçlü olduğumu ne de tüyük bürk şairi ah muhsin‘i bu kadar sevdiğimi bilmiyordum.
yine de tüm çabalarıma rağmen kitabı oradan kurtaramadım; çünkü annem yatağımın altını, tencere takımı, çatal bıçak seti gibi zımbırtılarla(ki kendisi buna çeyiz demekte) doldurmuş.
bu yüzden akşama kardeşlerimle voltranı oluşturup kitabı oradan kurtarmalıyız.
höykürüksü, kamuoyuna mâl olası olaylar | 4 yorum »
Ağustos 25th, 2008
olum siz senkron yakalamış grupsunuz acunun programına çıkın var ya kesin üç 500 bin ytl de sizde çıkar
zü

soğuk suuuaa | 6 yorum »
Ağustos 20th, 2008
bitanıdık:
çok da anlamayrm açıkçası
bitanıdık:
nikon lar
bitanıdık:
899 yt ye düşmüş
bitanıdık:
teknsa da
bitanıdık:
18-25 objektifli
züleyha:onu nasıl kullanacağını bilmen lazım ki verdiğin paraya değsin
züleyha:herkes alıyor da çok az özelliğini kullanabiliyor
aslında bunlar çok zamandır aklımdaydı da bir türlü yazamamıştım.
yani ki dostlar bin yetelesi olan fotoğrafçı oluyor. şaşıp kalıyorum.
höykürüksü | 15 yorum »
Ağustos 17th, 2008
otobüsler
seninle karşılaşmamız için var
düşünsene
şerefimize akan şehiriçi hatları
ek seferleri
düşünsene
yolların sonu, evlerin kapısı
tokmağın serinliği
teraslar
seninle yaşamamız için var
buraya çöp dökmeyin kalbinizi kırarım, nefî bana kızmasın | 2 yorum »
Ağustos 13th, 2008
birisi size insanın gözleri üşür mü? diye sorarsa diyin ki, evet, zü’nün gözleri üşür…
kamuoyuna mâl olası olaylar | 4 yorum »
Ağustos 11th, 2008
türkçede eşsesli olup da farklı anlamlar ifade eden kelimeler hiç bu kadar anlamlı olmamıştı.
hüseyin akın şöyle diyor:
ben en çok uykuya kanmak isterim bir de suya
kanmak?? iyi de hangi anlamıyla?
doymak mı? aldanmak mı?
sonra dedim zaten aynı kapıya çıkmıyor mu?
misâl-î âlâ aşk…
sevgiliye doyulunca ‘aşk değilmiş demek ki’ deniliyor. ya ‘aldanmışım’ deniliyor ya da aldatılınıyor.
ben vaktiyle demiştim zaten, aşk öyle zannetmektir diye…
her defasında söyletmeyin.
iğne sanatı | 3 yorum »
Ağustos 10th, 2008
sağlam bir yedi (hissedilen 10) kmlik yürüyüşü daha tamamlamanın taban sızlaması ve omuz ağrısını yaşarken şahit olduklarımın bir kısmını not düşmezsem içimde kalacak.
birçok yerde dolanmanın neticesinde semt ruhu diye bir şey olduğuna kanaat getirdim bir kez daha.
kağıthanede duvar diplerine ‘buraya çöp dökenin…’ şeklindeki yazılar, fatihte ‘allah rızası için çöp dökme’ şeklinde değişiyor. bunun yanında yine muhafazakar diye bilinen eyüpte ise bazı sözümona dertli dua edenlere rastladım. kandil geceleri camide yapılan canlı yayında kameraya doğru dönüp içli içli amiiiin diyen tiplerden bahsediyorum evet.
türbenin boş penceresindeki dokuyu çektiğimi farkeden kurnaz süzülerek oraya gelip ellerini açarken göz ucuyla da çekiyor muyum diye beni kesmeden edemiyor. saf, eşşek kadar zoom yapmışım, her mimiğini görüyürüyorum haberi yok.
hoş tevvab olduğu gibi şafi de olan rabbim kim vitrine geliyor kim iklime elbet biliyordur.
bana neyse.
bu da son: geçen yıl beni makinamla camiye sokmayan görevlilerden biri başıma dikilerek
-makinanız profesyonel mi?
-evet?
-hea! o zaman çekemezsiniz resim.
-tripod kurmadım, flaş da kullanmıyorum, yani çekebilirim!
-heaa! o zaman tamam.
öyle işte
kamuoyuna mâl olası olaylar | 3 yorum »