Mayıs 25th, 2008
güyâ…
orada olamayışlar, zorakî burada sabra mecbur kalışlar…
susamayışlar belki,
belki özenle konuşmaktan kaçınışlar…
oysa ki,
yabana atılamayacak kadar çoktular,
vurdumduymaz tenhalardaki azami çırpınışlar…
elektrik direği
elektrik direği.
bırak şimdi yoldan geçen ketum akrebi,
söylesene sahi,
gölgeme baktım, değildi,
elimde olamayışlar…
böyle sade iç çekişler,
böylece dingin tıkırtıları benimseyişler…
nefesi alıp alıp da, kimseye teslim edemeyişler.
buraya çöp dökmeyin kalbinizi kırarım, halet-i ruhiye saptamaları, nefî bana kızmasın | 2 yorum »
Mayıs 21st, 2008
beyşehir’e yol almamız gerektiği için kısıtlı olan vakitte mevlana müzesini aramaya koyulduk.
bulamayınca da şöyle bir dialog geçti aramızda:
-eüü şu istikamette olması gerekiyordu ama yok?
-mevlana da gel gel diyip ortadan kayboluyor. ne iş anlamadım?
not: sonuncuyu ben söylemedim elbette. ama yine de gece mevlananın rüyama girip parmağını tehditkar tahditkar sallamasından korkmadım değil.
beyşehir’e varınca küçük yerlerdeki güler yüzlü insanlar ile tanışmak bize baya iyi geldi.
misal-i âlâ, fotoğraf için turladığımız bir aralıkta ayaklarıma karasular inince bir gölgeye oturup başımı ellerimin arasına almıştım ki, gençten bir adam gelip ‘iyi misiniz? bir şeyiniz yok ya?’ diye sordu.
yorulduğumu, o yüzden gruptan ayrıldığımı söyleyince gitti. az sonra geri dönüp, ‘eşime bahsettim, evimiz hemen şurda. gelirseniz sizinle ilgilenecekmiş’ vb. şeyler söyledi.
insanların birbirine adres sormaya çekindikleri istanbul’dan epey uzaktı elbette bu davranışları.
bunun yanında fotoğrafçı oluşum da gittiğim her yerde iyi ağırlanmamıza vesile oldu.
hesapta hatrı sayılır indirimler, çaylar, kahveler, hatta ‘cami epey uzakta size oda ayarlayalım, orada namaz kılın’ diyen restoran sahipleri…
günler böylece geçti ve döndük. dedikleri gibi en şahane gün batımlarından biri orada yaşanıyormuş şahit olduk.
ama yine de patates olsam konyada yetişmezdim.
ayşe arman olmaktan sana sığınırım allah'ım, kamuoyuna mâl olası olaylar | 5 yorum »
Mayıs 14th, 2008
çekiliyoruz salonlardan
çekinik bakışlarca pişmanız
icabet de davetin neresinde?
jant
başı yana devrik korku
sevimlidir uyku kadar
ışıktan nasip yok mu kaderinde?
jile
ricalarım,
sözün konusu sen ol,
dilim dilim dilerim
özür nedir?
ambiyans
buraya çöp dökmeyin kalbinizi kırarım | 9 yorum »
Mayıs 10th, 2008
i’nin noktası, a’nın yüzölçümü kadardı. l, bu duruma çok üzülüyordu.
anlaşılmayacak nesi var bu yazının?, başlıkla alakası olmayan yazılar | 11 yorum »
Mayıs 6th, 2008
okuduğu kitaba yüz vermeyenin, fikri boy verir.
fikri ziyanda olanın, zikri lâl olur.
zikri lâl olanın şükrü varmola?
buraya çöp dökmeyin kalbinizi kırarım | 1 yorum »
Mayıs 4th, 2008
kimi zaman
açıklamalar özledim
kah martılardan, kah martısızlıktan…
sevgili günlük
bunlar aramızda
ama illaki
hayale inen tokat da havada
kalsın.
buraya çöp dökmeyin kalbinizi kırarım | 4 yorum »