demek ki neymiş…
Ocak 29th, 2007[audio:http://www.hepatitze.com/music/sagopakajmer-thedomination-yagmur.mp3]
[audio:http://www.hepatitze.com/music/sagopakajmer-thedomination-yagmur.mp3]
arzu:
size bir şey sorcam
hepatit ze:
buyrun
arzu:
sıkıcı bişey sandınız di mi?
hepatit ze:
est
arzu:
beni seviyo musunuz?
hepatit ze:
muhakkak ki sıkıcı sanmıyordum ama bu kadarını da beklemiyordum
arzu:
hep bişi soruyom ya o yüzden
önce korkutiyim dedim
hepatit ze:
seviyorum tabi ki arzu hanım bakın şu kadar
arzu:
ne kadar?
hepatit ze:
kollarınızı 180 derece açın o kadar
arzu:
neyse işim gücüm var
meşgul etmeyin
hepatit ze:
afedersiniz ben sevgimi de alır defolur giderim :)
yine bloglar arası dönen bir olaya kurban gittik. bu ali sarı mıdır nedir de hemmen vakit kaybetmeden adımı vermiş. neyse ki çok düşünmeme gerek yok. benim genelde saçmasampalak hallerim olur ve ben de bunları kimseye söylemem. aha da bi tanesi şu:
kendimi kötü hissettiğim zamanlarda, geçtiğim sokaklardan, açtığım dolap kapaklarından, teneffüs ettiğim havadan bana ülker ikram kokusu gelir. ben ülker ikramdan nefret ettikçe ettikçe, ülker bunun bir de cevizlisini yapmakta neden ısrar ediyor? neden ama neden?
format gereği birilerinin adını vermem gerekiyor: elo, jonquille, faruk, lao.
evvelce, günün on saatini aynı ofiste, komşu masalarda, monitöre bakmaktan bulanmış gözlerimiz birbirine değdiğinde hoflayarak geçirdiğimiz doğrudur.
yeni yetme bir bilişimciyken, oturduğum yerden onun ekranına olmadık hata mesajları bastırtıp, panikle ettiği laflara, onyedi inç bir kütle arkasında saklanarak kahkahalar attığım da doğrudur.
hatta sonunda gülme krizime eşlik etmesinden yüz bulup helallik istediğim de.
tüm bunlara rağmen yine de sever beni.
keke tarçını, çorbaya kekiği en güzel o atar.
makarnanın sosunu yarıda bırakmama-ki ‘aa negzel olmuş’ diyenlere, ‘züleyha hanımcım yaptı saolsun’ dedi,
terasından cahit berkay’ın evini dikizlememe,
kütüphanesini didiklememe bile ses etmedi.
tüm bunlar olmasa da severim ben onu.
daha sık görüşmeliyiz arzu hanımcım.
“rivayet odur ki, ben vaktiyle ‘hadi burak kut dinleyelim zü’ diye eyitmişim, ol kişi de ‘taam’ demiş.
bunun üzerinden ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum; iki hafta, bir ay, bir buçuk ay..
olayların gelişip ‘proje’ ve ‘organizeyşın’ların ortaya çıkışını da.
bu nedenle geçmişi hakkında detaylı bilgi veremeyeceğim bir 90lar pöp projesi var elimizde, turfanda greyfurt tazeliğinde.
hepatitze’nin şarkılarını bulup, pleyırını kurduğu, ağırlayıp servis ettiği pop up hizmetine bundan sonra sol kolondan ulaşmak mümkün olacak.
o, ö değil, o. üstündekiler de kuş üzümü.”
hepatit ze says:
cesur ve onurlu diyecekler, halbuki suskun ve kederliyim.kimin bu mısra?
sacid says:
araştıralım
hepatit ze says:
ben biliyorum. tahmin et
sacid says:
düşünüyüm. neydi bizim adamın adı ya. ali ayçil. o mu?
hepatit ze says:
hayır
sacid says:
başka biri gelmiyo aklıma. olsa olsa ayçilindir. sunay akının olamaz
hepatit ze says:
hayır canım. o kim bu mısra kim
sacid says:
bence de. sölesene
hepatit ze says:
bul ya. düşün
sacid says:
ahmet kaya
hepatit ze says:
ya yok
sacid says:
ipucu ver ya. Senin mi yoksa
hepatit ze says:
yok beee
sacid says:
ya biyerden hatırlıyorum sanki ama
hepatit ze says:
çok da meşhurdur sacid
sacid says:
sen yazmıştın sanki yine. yapma be
hepatit ze says:
kimleri okurum ben, bi saysana
sacid says:
sen. Eüü. sait faik. Sonraaaa. yine sait faik
hepatit ze says:
şair diyorum
sacid says:
allam kafam çok karıştı. ya sen ali ayçil okursun başka kimseyi okumazsın
hepatit ze says:
ya şair
sacid says:
allam kimse gelmiyo aklıma
hepatit ze says:
sizin oralardan
sacid says:
neşet ertaş mı
hepatit ze says:
ahaha
sacid says:
bizim buralar. kırodur kesin
hepatit ze says:
yok sen fahri olarak nerelisin
sacid says:
eüü. puşkin
hepatit ze says:
nayır. ben taktım sana bu ismi
sacid says:
bana taktın. Sacettin?
hepatit ze says:
ya yok nerelisin derim sana. of bazen beni çok yoruyosun sacid
sacid says:
kibiryalı. ismet özel
hepatit ze says:
heh
sacid says:
ahahahahaha
hepatit ze says:
kibiryalı bi şair bu
sacid says:
ismet özel değil mi
hepatit ze says:
huh bi anhiç bilmiceksin diye çok korktum
sacid says:
fahri olarak nerelisin diyinece rusya gelidi aklıma. bende korktm. kimi okurum ben diyosun ya. hiç okumazsın oysa ismet özeli. sevmiyosun çünkü artık
hepatit ze says:
aa okurum ya. şiirlerini severim
sacid says:
bi ismet özel için ne kadar ter döktürdün bana ya
hepatit ze says:
ya sacid sen melih gökçeğin huyundan suyundan kaptın sanırım. yakında ben ismet özelin yaptığı sanatın içine tükürürüm diceksin
sacid says:
alinin pencere fotosuna sanat demişsin ya. ben böyle sanatin içine tükürürüm dicektim.
bir zaman ben oraya gitmiştim..
okuduğum bölümü sormuşlardı..
“ya şu tuzluğu rica edebilir miyim?” der gibi bir ses tonuyla bölümümü söylemiştim..
“hıı” demişlerdi.. “iyi maşallah filan” tabi bu filanı ben ekledim. yani şunca hukukumuz var hoşgörsen nolar.
bu “hıı” nın ne anlama geldiğini çok değil birkaç yüz gün sonra habire elime tutuşturup arızasının ne olduğunu sordukları mekanik nesneler sayesinde anlamıştım..
her naneyi bilmem gerektiğini düşündükleri için.. ben nane sevmem yemekte diyemiyordum.
nane faydalı bişey ama bunu umursasam mı bilemedim..
annem kızıyo zaten..
evin olcak bi gün kızım. öğren bunları diyor..
lazım şeyler yazdım buraya..