Eylül 4th, 2010
kadınlar iplik telinden iğne oyası denen olayı aklettiği için, allahım bizi bağışla.
un, yağ, şeker, yumurta gibi nimetlerden hamur yapılması tamam hayatî de, o hamuru incecik kıyıp kadayıf yapmak… allahım her gün bağışla.
kadayıfı ıslatıp yufkaya sarmak, o ruloyu dilimleyip evdeki ateşte pişirmek, yetmedi deyip üzerine pişmiş şekerli su dökmek… allahım, lütfen ama… o benim annem…
soğuk suuuaa, vuaa | 1 yorum »
Haziran 14th, 2010
“çok konuşanın sakatatı çok olur” (hz.ömer) ile işkembe-i kübradan atmak deyişi arasındaki illiyet bağını çözünüz.
soğuk suuuaa, vuaa | yorum yok »
Nisan 14th, 2009
“bizim fotoğrafçımız biraz ters mizaçlıdır böyle ehehe” diye gülünce bi süre, ateşe doğru yaklaşan bi böceğin yanacağını görmüş de müdahele etmek yerine onu kaderiyle başkaşa bırakmış bir bilge edasıyla ile yüzüne bakıp içimden şöyle dedim: “sen daha benim tersimi görmedin”
*
müziğin sesini kıstı. eyvah! şimdi konuşmaya başlayacak!
*
yaklaşık yirmi dakika konuştu:
“sen ne düşünüyorsun” dedi.
“konu nedir?” dedim.
homurdanarak:
“yanlış anlama, bunları konuşup istişare ediyoruz”dedi.
“ben konuşmuyorum, hatta henüz dinlemiyorum da” dedim.
içimin yağları eridiyse de üzüldüm. yeni kilo almıştım üstelik.
*
neyseki bazı insanlar lafı sakınmıyorlar da benim aylardır içimden geçen, söylemek isteyip de yuttuğum lafları
henüz iki saat önce tanışmış olmalarına rağmen bir çırpıda söyleyebiliyorlar ona: “bence boş konuşuyosun”
helal olsun be!
*
bugün güpe gündüz, yemyeşil alanda fotoğraf çekerken, “flaşı açmadın mı?” diye endişeyle sorunca “bir daha bana fotoğraftan anlıyorum deme” dedim.
*
ağzı var dili yok dedi benim için. kapının eşiğindeydim. hemen elimi ağzıma götürüp olası bir kahkaha patlamasını engelledim.
şaka yapıyordu herhalde.
*
bugün de “onu da benim güzel allahım yarattı” diyerek teselli bulup ajandamın üzerini çizdim.
ayşe arman olmaktan sana sığınırım allah'ım, benim de bir canım var ben de insanım, höykürüksü, iğne sanatı, vuaa | 4 yorum »
Şubat 24th, 2009
-senin ağzını burnunu kırarım bak!
-kırsana!
-allaaam! karşıma hep ölmek isteyenleri çıkartıyosun. ağız tadıyla bi işkenceyi çok görüyosun. oysa köppek gibi yalvarmalı, yalvarmalı ki tadı çıksın.
-tanrım! bu kızın içinde iyi kalpli bi şeyler olmalıydı…
-hhööyt!
höykürüksü, sana ne leyn? jandarma mısın?, vuaa, üstümüze afiyet dialoglar | yorum yok »
Şubat 3rd, 2009

geçenlerde neşeyle eve gelip ekmeğin yanağından bir makas aldıktan sonra odama çekildim.
yağdıktan hemen sonra yerine çekilen yağmurları düşündüm. elimde betül’ün geçtiğimiz yaz bana hediye edilmek üzere alıp da üstüne su döktüğü, bana henüz geçen ay verdiği şahane defter vardı. parmaklarımla o deftere yağmur efekti tıkladım. aaa! süper olmuştu. daha sonra uzmanlaştım. fazla zamanımı almamıştı. hızlanıp yavaşlayan yağmur efektleri bile tıkırdatabiliyordum. orjinal bir çalışma olmuştu. duygulamıştım.
bugün ise başka bir çalışmama rastladım bilgisayarda. geçenlerde bir ahbabımın süpersonik cep telefonuna iki ünlü tabloyu merge etmiştim. kendisine bugün bir kez daha baktım ve sanat paylaşma arzusunu birlikte getirdiği için hemen buraya ekledim. bilin bakalım bu sanat eseri hangi iki ünlü tablonun birleştirilmiş hali.
ayşe arman olmaktan sana sığınırım allah'ım, vuaa | yorum yok »
Ağustos 8th, 2008
portakal ağacı şemsiyelerini açınca, her yer ama her yer, nasıl diyeyim, duvarlar, bahçeler, gökyüzümüz var ya hatta o bile ısındı birden, renk aldık.
o bahçenin papatyalarını, duvardan görünüp görünüp kikirdeyerek kaçan kız çocuğunu hatta gariptir ki ağacın açık mavi çiçeklerini analog makinamla netledim, netledim, geri dönmedim.
çaylar soğudu dediler, tamam dedim az durun bahçedeyim.
sabah uyanınca makinama bakıp bakıp dedim ki, bir mucize olsa da diaların arasında o bahçe ve portakal ağacının şemsiyeleri olsa. hatta dedim o gökyüzümüz var ya o bile…
vuaa | yorum yok »
Temmuz 30th, 2008
yaşlılık belirtileriyle ilgili herkesin bir fikri vardır.
bugün işleyeceğimiz konu da tam olarak bu ey halkım.
kimimiz merdiven çıkarken yorulunca, kimimiz saçlarındaki beyazları farkedince, kimimiz doğumunu hatırladıkları çocukların üniversiteye girdiğine şahit olunca ‘yaşlandık beeh!’ deriz.
bu kompozisyon ödevi için yazılan metinlere benzer giriş midemi bulandırsa da gerçek bu! yukarıda bahsettiğim kimilerinin tespitlerine bir yenisini daha ekledim sabah. ki bence en korkuncu bu oldu. açıklıyorum: serdar ortaçın şarkılarını anlayamamak!!
bu adamın bunu bize yapmaya hakkı yok! acımdan kahroluyorum! vicdansız! biraz düzgün sözler yaz. bari düz okuyunca bir anlam ifade etsin.
misâl-î âlâ, ‘şeytan diyorki yanaş şuna, adını anma sataş şuna’
bu neyyaa? bu neyyy?
yarın bu yazıyı yazdığıma çok pişman olacağım.
sana ne leyn? jandarma mısın?, vuaa | 7 yorum »
Nisan 12th, 2008
beşiktaş parkında beklerken dalıp gitmişim. kaykaycı çocuklardan biri tam önümde düşünce irkildim.
nerde kalmıştım şey aman dalmıştım diye düşünüp yahya kemalin dizelerini tekrarladım ve dedim ki, soru eki olan -mı ekini kelimeden ayırmamız gerektiğini de kim çıkardı?
bunu kim akıl etti. dedim valla yalan değil.
şey ile. ney idi. heh barboros hayrettin ile bakıştık, gördün mü dedim çiçekçi kadının bana dediğini, hııı dedi hayrettin. taş olsam yeriydi.
meraba ben bazen saçmalarım, vuaa | 5 yorum »