Ağustos 23rd, 2010
Değerli Ulaşım A.Ş yetkilileri,
Ben Sarıyer de yaşayan Şişli de çalışan ve İstanbul u bütün ulaşım haritasının gözü kapalı çizebilecek kadar gezen biriyim.
Varolun, metrodur tramvaydır bunlar güzel şeyler… Oto Sanayi metro istasyonunu da açtıktan sonra metroyu biraz daha uzatıp vagon eklemiştiniz.
Ben de işe gelip giderken sakin olması itibari ile hep son kısmı kullanırdım. Ama gel gör ki birkaç zamandır vagonları sayıyorum sayıyorum eksik çıkıyor. arkadaşlarıma da saydırdım gene eksik çıkınca. Dedim kesin vagonları çalmışlar.
Buradan size haber vereyim istedim. Birileri metronun vagonlarını çalmış. Artık jilet mi yapacak, buz üstünde mi kayacak yoksa satıp Madagaskar a mı kaçacak bilmiyorum. Ben vatandaşlık görevimi yerine getirip sizi bilgilendiriyorum.
Arkadaşlar içime kuşku düşürdüler ama ben ihtimal vermedim. Yok, efenim belediye kendisi sökmüştür, kimse çalmamıştır, depolarında çürümeye terk ediyorlardır falan dedilerse de ben inanmadım. Yani hangi belediye, halkını ferah içinde yolculuk etttirmek varken 47 derecede turşu kıvamına getirmekten zevk alır değil mi ama.
Bu arkadaşlarımda da hiç insaf kalmamış canım. Galiba arkadaş çevremi değiştirmem gerekiyor. Ama haklılarsa da oy verdiğim kişileri değiştirmem gerekebilir.
Neyse sevgili Ulaşım A.Ş. Durum bu. Ben ihbarımı yaptım. Bir kaç hafta geçmesine rağmen bence o kadar uzağa gitmiş olamazlar, şimdi armaya başlarsak jilet yapmadan vagonlarımıza tekrar kavuşabiliriz.
Bir dost
bu arada sevgili beyazıt, madagaskar diyerek beni hedef göstermene de ayrıca içerledim.
kamuoyuna mâl olası olaylar, sana ne leyn? jandarma mısın? | 5 yorum »
Temmuz 1st, 2010

2007 de Faruk için doğum günü logoları tasarlamıştım. Yukarıda gördüğünüz, keyfine bakmayı seven Faruk,

bu ise kabotaj bayramında doğduğu için şanslı Faruk,

bu da ‘eskiden şekerli jelibonlar oluyordu çantanda. nasipleniyorduk.’ diye sitem eden şekerleme sever Faruk logosu.
Sanırım bugüne en çok uyan dünyanın üzerinde sigara tüttrüren Faruk logosu. Hem ‘cennete gidersem sigara içicem’ diyordu.
galiba üzgünüz; yüzümüz asık, kamuoyuna mâl olası olaylar | 1 yorum »
Mayıs 16th, 2010
domestoslu günler nihayet bitti. blogu kapayalı bir ay olmuş tam. mevsim temizliği dersek yalan olmaz. şekli şemali de az değiştirdik. turuncu yaptık diye acıkmıyorsunuz ya?
kamuoyuna mâl olası olaylar | 6 yorum »
Kasım 27th, 2009
sana oğlaklarla şükür ederim
uçmak öğrettiğin kargalarınla
ben seni bir sevdim, hâlâ severim
sana oğlaklarla, büyük adınla
s.çobanoğlu
kamuoyuna mâl olası olaylar | yorum yok »
Ekim 25th, 2009
bundan on yıl evvel birisi bana,
‘akşam ne pişireceğini düşünürken harcadığın zaman tsubasanın üç bölümlük şutuna eşdeğer olacak’ deseydi,
‘vuaaa! amma cümle kurdun yeeenim’ derdim.
ama bu hiçbir şeyi değiştirmezdi. çünkü tsubasa o şutu çekip, topu ağlarla buluşturup onbinleri sevince boğarken ben,
lezzetli bir yemek pişirsem bile damaktadı uyumsuz çekirdek ailemin dördünü de memnun edemiyordum.
bu önbilgi ışığında günlük maceramı paylaşmak isterim:
babam: noldu?
ben: düşünüyorum
babam: neyi?
ben: akşama ne yemek yapacağımı
babam: buldum ben!
ben: ne yapim?
babam: yemek yap ehehe!
ben: ya!! baba yaaa!!
babam: taam taam. bence markete git. sebzelerle bakış. aklına gelir.
iyi bir fikir gibi gelince kalktım markete gittim.
ve böylece de kış sezonunun açıldığını farkettim çünkü her yer ıspanak olmuştu.
acaip sevinip birkaç bağ satın alıp eve yollandım.
eti kasaptan, ekmeği fırından alırken manavın ne kabahati vardı diye düşünüp pişmanlığa bulandım.
tam bir saat kadar sirkeli suda beklettiğim ıspanakları doğrarken cesur’un benden istediği kıyağı kafamda şekillendiriyordum ki, parmağımı kestim.
o can acısı ile ‘üzgünüm dostum ama sanırım üzerime vazife değil’ diyerek bu işten sıyrılmaya karar verdim.
gerekli sarıp sarmalama işlemlerini uygulasam bile o sızı yüzünden performans düşüklüğü yaşadım. yalan yok.
ama yine de gayet güzel bir yemek pişirmiş oldum.
arzuma bağlı olarak yoğurt ile servis ettiğim ıspanağı evin tekne kazıntısı ‘bu ıspanağın yapraklarını daha ince doğrasaydın’ diye eleştirince,
arzumun boşta kalan diğer bağları ile elini ayağını bağlayıp onu bi güzel falakaya yatırmayı istedim.
afiyet olurdu/olsundu.
ayşe arman olmaktan sana sığınırım allah'ım, kamuoyuna mâl olası olaylar | 25 yorum »
Eylül 29th, 2009
sevgili,
google arama çubuğuna “züleyha sarı facebook betül” yazıp bloguma gelen, ardından hızını alamayıp blogumdaki arama çubuğuna ’sacid’ yazan arkadaşım. ortaya çıkarsan sana betülün ve sacidin soyadlarını da vericem. onları da arayabileceksin. söz! ama bir sorum var: hayırdır, bizi kıskanıyor musun?
kamuoyuna mâl olası olaylar | 2 yorum »
Ağustos 4th, 2009
bu akşam valizimi hazırlarken ‘bu küçük’ dedim. sığmayacaktı hiçbir şey. buradan götüreceklerim değil… oradan yanıma almak isteyeceklerim… çocukluğum vs.
yine bu akşam valizimi hazırlarken sık sık iklime dair endişelerim yüzünden serap ı arayıp hava tahminleri öğrenmeye yeltendiysem de, ‘on senedir gelmeyince bunları unutman normal. bakalım evinizin yolunu ben göstermeden bulabilecek misin?’ diye iğneleyeceğini düşünüp vazgeçtim.
ben rize ye gidiyorum… çayeli ne…
okkkkadar çok şey yapasım var ki gidince… birkaç fafatara fotoğraflamadan ölmemeliyim mesela…
alisarıyanot: sana çok kızgın olsam da…. tamam tamam yaylaya çıkma teklifini kabul ediyorum. ama ayder mi olsun ovit mi? işte buna karar vermek çok zor…
kamuoyuna mâl olası olaylar | 8 yorum »
Mart 21st, 2009
bugün nahnuda görünce kafa yormamıştım ama az evvel birkaç okurla mevzusu geçince ben de maddelemeye karar verdim. kökleri saraya dayanan blogumun okuyucularından kendi hayırlarına olacak beklentilerim şunlar:
sabahları dinç zihinlen okuyun.
ben başından sonundan karışık yazarım ama konusu, sonucu olmayan şey yazmam. genelde diyeyim de ucu açık kalsın. bu yüzden uyumadan önce bayık gözlerlen okunacak blog değil burası. öyle bi derdiniz varsa gidip masalsı yazan abilerin ablaların bloglarını okuyun. sora bana gelip ‘ya burda ne demek istedin?’, ‘bunu da mı sen yazdın?’, ‘bu çok saçma’ gibi şeyler söylemeyin.
soyut yazılardan edindiğiniz izlenimleri üzerime yüklemeyin. ne yani siz oradan mutsuz bir kadın yakarışı algılıyosunuz diye ben öyle miyim? rica ederim benim için üzüldüğünüzü ifade eden mailler atmayın. ben mutluyum.
aynı evin çocuklarıymışız gibi davranmayın. bir iki yazıda size sevimli geldim diye beni azarlamaya, ‘olmamış bu aaa’ diye uyarlama kalkmayın. aynı evde yaşasaydık bilirdiniz ki, tersim çok pistir. elimin tersi değil ayol, tribim filan…
taam taam biraz da iyi şeyler yazayım,
bazen bakıyorum on kişi online görünüyor blogda. o vakıt merak ediyorum bunlar kim diye. arada bir konusu ne olsun diye kasmadan mail atsanız güzel olur.
kamuoyuna mâl olası olaylar | 5 yorum »
Şubat 12th, 2009
apartman yöneticimiz i.h.g denen çocuk facebooktan mesaj yollamış. “sizi nereden tanıyorum?” diyip, msn adresini iliştirmiş. “üçüncü kattayım” diye cevap yazacak gibi olduysam da bundan vazgeçtim. bizim modem sizin evden çekiyor mu diye de sorabilirdim aslında.
geçenlerde de birisi “sizi cevahirde gördüm bıdıbıdı…” gibi bi mesaj atmıştı. profiline bakınca gördüm ki kendisi afyon karahisardaymış.
ben ki facebook denen naneyi kullanmıyorum… acaba diyorum, aktif kullananlar nasıl dayanıyor bunlara?
başıma neydi gelen, kamuoyuna mâl olası olaylar, sana ne leyn? jandarma mısın? | 4 yorum »
Şubat 7th, 2009

taş olsaydım da bu günleri görmeseydim dedim.
bir şey daha dedim: iyi ki abdullah harmancı değilim.
kitabının 1.90tllik kitapların arasında olmasından bahsetmiyorum bile…
hemen bu olayı fotoğraflamalıyım diye düşündüm.
günün birinde ceyhun yılmazla aynı rafta yer alma fikri aklıma gelince de hemen kitap yazma fikrimden vazgeçtim. (olumlu anlamda)
kamuoyuna mâl olası olaylar | 2 yorum »