Ocak 17th, 2012
eğer yarım saat daha beni uyku karasularına çekecek bir şey bulamazsam o eşiği geçeceğim ve sabaha karşı bölük bölük uyumalar neticesinde saçmasampalak rüyalar göreceğim.
…demişken, bundan iki gece önce olmalı, rüyamda tayyip erdoğanı görüşümü anlatmak isterim. eczacı mıymış meğersem ne… benim günlerdir hassas cildim için araştırdığım yüz kremi konusunda bana bir kıyak geçiyordu. henüz kimselerin bilmediği bir spreyi yüzüme sıkarak, artık o cilt problemlerini yaşamayacağıma dair umutlandırıyordu beni. teşekkür edip ayrılacağım sırada telefonunu verip, her zaman çekinmeden onu arayabileceğimi, gerektiğinde yardım için elinden geleni yapacağını söylüyordu. laftı yani… ama ‘iy…iy…iyiymiş ya… irtibatı da koparmayayım. bakarsın bi şey olur’ diye bana ait olmayan bir sevinçle ayrılıyordum yanından. gördüğünüz gibi kendisi kankam olur. ona göre…
işte bunlardan bir dizi daha görüp de sabaha bunları hatırlama çabalarını bahane ederek geç kalkmaktan usandığım için hemen biraz yoğurt yemek için mutfağa yollanıyorum. çao.
ayşe arman olmaktan sana sığınırım allah'ım | 12 yorum »
Ocak 17th, 2012
uykusu açılsın diye yüzünü yıkayan, dikkatini toparlayabilsin diye sakız çiğneyen, fotoşopu ve gerekli programları açarak bilgisayar karşısına kurulan, tam gaza gelmişken çalışacağı dosyaları diske yazdırmadığını farkeden… evet o benim. saat de gecenin bir buçuğu…
napsam ya…
başıma neydi gelen | yorum yok »
Aralık 28th, 2011
bu sabah filli parkın önünden geçerken tuhaf bir hareketlilik gördüm. böylesi soğuk bir havada çocuk parkındaki olay ne ola ki diye düşünerek dikkat kesildim. önce uzakdoğulu olduğu ilk bakışta anlaşılan adamı biraz inceleyince koreli olduğuna kanaat getirdim. ama hava bükücüsüymüş gibi elleri kollarını oynatmasını mantık çerçevesine oturtamayınca, ‘aman boşver belki de kuzey korelidir ve yas tutuyordur’ dedim.
bizdeki gıyabi cenaze namazına karşı uzakdoğunun da yas büküşü varmış meğersem.
günlük maceralarımı dinle metin | 6 yorum »
Aralık 17th, 2011
eğer sigarayı bırakmak, sabahları alarm sesine uyanıp da beş dakika beş dakika erteleyerek yarım saat daha uyuduğumuz, o çetin kararı vermek için yastığa bakıp bakıp ’sadece masum bir beş dakikacık, hepsi bu’ dediğimiz o anlardaki durumumuz gibiyse, haklısınız :((
ayşe arman olmaktan sana sığınırım allah'ım | 4 yorum »
Aralık 12th, 2011
ah o, bir konudan o kadar emin olduğumuz ve nasılsa bu adam/kadın aynı fikirdedir benimle diye düşünerek kanaatini sorarken kaşlarımızı az yukarı kaldıran halimiz. ve ah, acımasız insanlar.
-aaaa. şuna bakar mısın? ne kadar değişik!
-ay bırak şunu ya. çok gereksiz ve saçma bir tasarım. bunları kim alıyor allah aşkına!!
-di mi…
ah o di mi‘ler….
aklın nerde zü?, buraya çöp dökmeyin kalbinizi kırarım | yorum yok »
Aralık 10th, 2011
twitter ın ilk zamanları taze olana rağbeti esirgemeyen her türk gibi hemen hesap açmıştım. 3 sene mi oldu 4 mü tam bilemiyorum şimdi. o zamanlar aktif olarak blog da yazıyor, twitlemekten de geri kalmıyordum. sonra ne olduysa oldu (akıllı telefon alıp, bilgisayarımı akşamları açmaz oldum. o tıkır tıkır yazı yazmanın keyfini unuttum anlayacağınız) bloga yazmaz oldum. yaşadığım ve anlatmak istediğim şeyleri 140 karakterleştirip twittera yazar oldum. nasılsa yakınlarım oradan takip ettikleri için de eşe dosta komik maceralarımı anlatmaz oldum. aklı başında tespitlerimden mahrum bırakır oldum onları. (hıhım)
buna bir son vermek için bloga geri dönüş yapacağım palavrası sıkmayayım da… özledim be. hayır bi şey değil, çok artis olduğum için twitterımı da private yapmışım. bugün bunu düşünüp utanacaktım ama baktım nahnugilerin hamfendisi de bu yolun yolcusu. en iyisi orası öyle kapalı kalsın, benim iman dolu göğsüm gibi… aman anlayın işte, blogum var.
ayşe arman olmaktan sana sığınırım allah'ım, sana ne leyn? jandarma mısın? | yorum yok »
Aralık 10th, 2011
sol elimin işaret parmağı ile sol gözümün kenarını çekiştirip, sağ elimdeki kalemi dikkatli bir şekilde sol göz kapağıma sürüyordum. marifet, kalemi eğik bir açıyla tutup tam kirpiklerin üzerinde ince bir çizgi oluşturmaktı. benim elim çizime, dikime, sanata, nakışa, el işlerine, ev işlerine, kızsal olgu parantezindeki her naneye yatkın olduğundan çok zorlanmıyordum. sol gözümü boyadıktan sonra aynı işlemi sağa da uygulayıp, iyice senli benli olduğum aynadan bir adım geri çıkıp iki gözümdeki çizginin eşit olup olmadığını da kontrol ettikten sonra, ‘hepimiz amy winehouse’un paltosundan çıktık’ diyerek sesli güldüm.
ayşe arman olmaktan sana sığınırım allah'ım | 2 yorum »
Ekim 30th, 2011
sacid: stv dizilerini beğenmek mümkün mü ya?
zü: anne olunca anlarsın
üstümüze afiyet dialoglar | 2 yorum »
Ekim 25th, 2011
topyekün halinde susmamız gerekirken konuşasım gelmesi adlı talihsizliğim.
galiba üzgünüz; yüzümüz asık | 2 yorum »