deli mi ne?
10 Mayıs, 2008 , 00:22i’nin noktası, a’nın yüzölçümü kadardı. l, bu duruma çok üzülüyordu.
i’nin noktası, a’nın yüzölçümü kadardı. l, bu duruma çok üzülüyordu.
okuduğu kitaba yüz vermeyenin, fikri boy verir.
fikri ziyanda olanın, zikri lâl olur.
zikri lâl olanın şükrü varmola?
kimi zaman
açıklamalar özledim
kah martılardan, kah martısızlıktan…
sevgili günlük
bunlar aramızda
ama illaki
hayale inen tokat da havada
kalsın.
bir yandan kitabı okuyor aynı zamanda sık sık kapağını çevirip ne zaman satın aldığımı hatırlamaya çalışıyordum.
oysa ki ben satın alır almaz tarih düşerdim.
neden sonra az evvel arka kapaktaki ‘kabalcı’ etiketi çağrışım yaptı ve aşağı yukarı bir tahmin yürüttüm.
demek, canımı çok sıkıyordu, ben de yolumu uzatmak için kitapçılarda vakit öldürüyor, arandığımdaysa ‘biraz meşgulüm’ diyordum.
nasılsa yalan olmuyordu. bu birlikte geçirilen vakitler kalın ciltli kitaplar gibi beni boğduğundan, kitaplara tarih atamaz hale geliyordum.
ne derler bilirsin… ben bilmem.
bugünki rüzgardan payıma düşen kav marka kibritin kokusu oldu.
metin ya,
sadece bir olaya kilitleniyorum ve dünyanın geri kalanındaki detaylar bana çekilir gibi geliyor.
müdahale ihtiyacı duymuyorum diye bir giriş yaparsam buradan zülyon tane anlam çıkar farkındayım.
bu yüzden daha spesifik yaklaşımla örneklendireyim.
bunu yapamam.
sevde(5):keşkee, sen çiçek olsaydın hihihi…
zü:…
sevde:mesela şu mor çiçekten olsaydın hihihi…
zü: ahah! neden?
sevde:ben de züleyha oliyim. ver sen bakim çocum o kitabı bana. ben okurum.
zü: e ben de öğlen uykusu uyiyim madem
sevde:tamam canım hihi
inan ki büyük küçük fark etmiyor. hep aynı şeyi mırıldanıyorum: akıllısı beni bulmaz…
en güzel yol; eve dönüş yoludur.
en iyi vakit; hiç farketmez.
mazinin üzerimizdeki etkilerinden bir tanesi de seçiciliktir.
misal-î âlâ, O bazı kelimeleri söylememekte imtina ediyor.
ve bunu neden yaptığını gayet iyi biliyorum.
o an gülümsüyorum. ama gayet acı.
ve bunu ona hiç bir zaman söylemeyeceğiz. değil mi metin?
newtonun başına düşen pişmanlığın meyvasıydı. salak.
beşiktaş parkında beklerken dalıp gitmişim. kaykaycı çocuklardan biri tam önümde düşünce irkildim.
nerde kalmıştım şey aman dalmıştım diye düşünüp yahya kemalin dizelerini tekrarladım ve dedim ki, soru eki olan -mı ekini kelimeden ayırmamız gerektiğini de kim çıkardı?
bunu kim akıl etti. dedim valla yalan değil.
şey ile. ney idi. heh barboros hayrettin ile bakıştık, gördün mü dedim çiçekçi kadının bana dediğini, hııı dedi hayrettin. taş olsam yeriydi.